I  II  III  IV  V  VI  VII  VIII  IX  X  XI  XII  1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  51  52  53  54  55  56  57  58  59  60  61  62  63  64  65  66  67  68  69  70  71  72  73  74  75  76  77  78  79  80  81  82  83  84  85  86  87  88  89  90  91  92  93  94  95  96  97  98  99  100  101  102  103  104  105  106  107  108  109  110  111  112  113  114  115  116  117  118  119  120  121  122  123  124  125  126  127  128  129  130  131  132  133  134  135  136  137  138  139  140  141  142  143  144  145  146  147  148  149  150  151  152  153  154  155  156  157  158  159  160  161  162  163  164  165  166  167  168  169  170  171  172  173  174  175  176  177  178  179  180  181  182  183  184  185  186  187  188  189  190  191  192  193  194  195  196  197  198  199  200  201  202  203  204  205  206  207  208  209  210  211  212  213  214  215  216  217  218  219  220  221  222  223  224  225  226  227  228  229  230  231  232  233  234  235  236  237  238  239  240  241  242  243  244  245  246  247  248  249  250  251  252  253  254  255  256  257  258  259  260  261  262  263  264  265  266  267  268  269  270  271  272  273  274  275  276  277  278  279  280  281  282  283  284  285  286  287  288  289  290  291  292  293  294  295  296  297  298  299 



   Rize’nin dağlık bölgesi, Trabzon Devletinin egemenlik sahası içinde yer alıyorsa da devletin bu bölgeye tam olarak hakim olamadığını, Çoruh boylarına hakim olan Gürcülerin veya daha sonra Akkoyunluların bu bölgeye zaman zaman saldırdıklarını ve yerel halkın merkezi otoriteyi tanımadığını biliyoruz. Çamlıhemşin Aşağı Çamlıca Mahallesi ve Ülkü köyünde bulunan koç heykelleri, Akkoyunluların buralara geldiklerinin delili sayılır.(41) Azerbaycan ve Doğu Anadolu topraklarında çok sayıda bulunan koç heykelleri Türk kökenlidir. Görüldükleri yerlerde Akkoyunluların veya Karakoyunluluarın izleri olarak yorumlanırlar.

   Trabzon Devletinin dağlık kesimlerde tam olarak hakimiyet kuramadıklarının bir delili de 1405 yılında Timur’u ziyarete giden İspanyol elçilik heyetinin anlattıklarıdır. İspanyol elçisi Klaviyo, Semerkant’tan dönerken o tarihte Gürcistan toprağı sayılan İspir’e uğramış, İspir’in Pir Hoca Bey isimli bir Müslümanın yönetiminde olduğunu görmüştü. İspir’den hareketle Trabzon’a gelmek isteyen elçilik heyeti, Arakuyel denilen yere geldiklerinde Gürcülerin sınırından çıkılmış ve Trabzon devletinin sınırları içine girilmişti. Klaviyo’nun anlattığına göre, İspir’in yöneticisi Arakuyel’in de yöneticisi idi. Arakuyel denilen bölge son derece dağlık ve kayalık bir yerdi ve halkı Ermenilerden oluşuyordu. Hepsi vahşi ve eşkıya olan bu insanlar, kendi istekleriyle İspir Beyine bağlanmışlardı. İspanyol elçilik heyeti, Arakuyel denilen yerden geçebilmek için haraç vermek zorunda kalmıştı. Buradan sahile inen ve sahilden yürüyerek önce Sürmene’ye ve sonra da Trabzon’a gelen heyetin, Arakuyel-Trabzon arası bu yolculuğu 4 gün sürmüştü. Arakuyel denilen yerin Rize’nin dağları olduğunda şüphe yoktur. İster İkizdere ve isterse Hemşin kesimi olsun bu dağlık ve kayalık bölge, resmiyette Trabzon devletinin egemenliği altında olsa bile fiiliyatta İspir’e bağlı bulunuyordu. Bu insanları İspir Beyine bağlayan sebeplerden biri de her iki halkın mezheplerinin birliği olmalıydı. Ortadoks Hrıstiyan mezhebinde olan Trabzon Devletine mukabil, Rize dağlarında ve İspir’de yaşayan Hristiyanlar, Gregoryan mezhebini benimsemişlerdi.

   Ciharkale ve Çamlıhemşin’de bulunan kaleler, Güneyden gelen saldırıları önlemek için Trabzon devleti tarafından yapılmış olabileceği gibi, buradaki yerel beyler tarafından da yapılmış olabilir. Bu kalelerin sahil ile iç kesimleri birbirine bağlayan bir ticaret yolunu açık tutmak için iç güvenlik gerekçesiyle İspir veya Bayburt beyleri tarafından yapıldığını söyleyenler de bulunmaktadır.

  

  41 - Ülkü köyünde bulunan koç heykeli Rize müzesine getirilmiştir. 37

 


37
Önceki                  Sonraki