I  II  III  IV  V  VI  VII  VIII  IX  X  XI  XII  1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  36  37  38  39  40  41  42  43  44  45  46  47  48  49  50  51  52  53  54  55  56  57  58  59  60  61  62  63  64  65  66  67  68  69  70  71  72  73  74  75  76  77  78  79  80  81  82  83  84  85  86  87  88  89  90  91  92  93  94  95  96  97  98  99  100  101  102  103  104  105  106  107  108  109  110  111  112  113  114  115  116  117  118  119  120  121  122  123  124  125  126  127  128  129  130  131  132  133  134  135  136  137  138  139  140  141  142  143  144  145  146  147  148  149  150  151  152  153  154  155  156  157  158  159  160  161  162  163  164  165  166  167  168  169  170  171  172  173  174  175  176  177  178  179  180  181  182  183  184  185  186  187  188  189  190  191  192  193  194  195  196  197  198  199  200  201  202  203  204  205  206  207  208  209  210  211  212  213  214  215  216  217  218  219  220  221  222  223  224  225  226  227  228  229  230  231  232  233  234  235  236  237  238  239  240  241  242  243  244  245  246  247  248  249  250  251  252  253  254  255  256  257  258  259  260  261  262  263  264  265  266  267  268  269  270  271  272  273  274  275  276  277  278  279  280  281  282  283  284  285  286  287  288  289  290  291  292  293  294  295  296  297  298  299 



  kiremitle örtülüyordu. Bu camilerde o dönemin en güzel ahşap işçiliğini ve ahşap süsleme örneklerini görmek mümkündür. Halkın gelir düzeyi arttıkça bu eski tip camiler yıkılarak yerine betonarme, kubbeli ve beton minareli camiler yapılmaya başlandı ve bu arada kültür zenginliklerimizden birçoğu da yok olup gitti. Yok olmaktan kurtulabilen camilerimizin çoğu, daha çok yüksek kesimlerde bulunanlar olmuştur. Yoğun göç nedeniyle kendi hallerine terk edilen bu camilerin ve ayakta kalabilen diğer eserlerin bakıma ve ilgiye ihtiyaçları olduğu bir gerçektir.

  

   C- 19. YÜZYIL İKİNCİ YARISINDA BÖLGENİN İDARİ, SOSYAL VE EKONOMİK YAPISI

  

  1. TRABZON VİLAYETİ

  Trabzon vilayetine bağlı sancak, kaza, nahiye ve köyler ile bunların idari, sosyal ve ekonomik durumunu, o zamanki Trabzon Vilayetinin yayınladığı yıllıklardan öğreniyoruz. Bu yıllıklara o zamanki tabiri ile salname deniyordu. Başlangıçta yılda bir, sonraları aralıklarla çıkarılan salnamelerin ilki 1869 yılında yayımlandı. 22 kitaptan oluşan salnamelerin sonuncusu 1905 tarihini taşır.
1869 tarihli salnameye göre Trabzon Vilayetinin idari yapısı şöyle idi :
Vilayet merkezi Trabzon, Vilayet Valisi Vezir Esat Muhlis Paşa.
Vilayet merkezinde üst düzey yöneticiler olarak defterdar, müfettiş-i hükkâm, mektubî, vali muavini, arazi memuru, evrak müdürü görev yapıyor ve sekiz ülkenin konsoloslukları yanında ayrıca gayr-ı müslimlere hizmet eden bir metropolit de bulunuyordu. Merkezi Trabzon'da bulunan Asakir-i Zaptiye alayının bir taburu Samsun'da, diğer taburu Batum'da idi. Batum taburunun ikinci bölük komutanı Rize'de ikamet ederdi. Yeni teşkil edilen bu alayın yekûnu nefer ve subay olarak 1122 kişiden ibaretti. Vilayet merkezinin aynı zamanda bir liva ve bir kaza merkezi olması münasebe-tiyle, Trabzon şehrinde bu merkezlere mahsus memuriyetler de mevcuttu.
Trabzon Vilayeti dört sancaktan teşekkül ediyordu. Bunlardan birincisi Trabzon Merkez Sancağı, ikincisi merkezi Samsun olan Canik Sancağı, üçüncüsü merkezi Batum olan Lazistan Sancağı, dördüncüsü ise Gümüşhane Sancağı idi. Liva veya mutasarrıflık da denilen sancakların başına mutasarrıf denilen bir yönetici görev yapıyordu. Trabzon Merkez Sancağının mutasarrıfı Ali Şevki Bey'di. Mal kalemi ve tahrirat kalemi gibi daireler mutasarrıflık teşkilatına aitti.
148

  

 


148
Önceki                  Sonraki